• DOLAR
    7,9650
  • EURO
    9,4267
  • ALTIN
    490,41
  • BIST
    1,1824
Meditasyon Gerçekte Nedir?

Meditasyon Gerçekte Nedir?

Meditasyon nedir, meditasyon neden yapılır gibi çok merak edilen bu konulara yüzeysel değil biraz derine inerek, kaynağından cevap vermek istiyoruz. Bu yazıyı bitirdiğinizde meditasyon nedir sorusunun tam cevabını almış olacağınızı umuyoruz.

Meditasyon, daha önce hiç bakılmayan bir açıdan, insanın iç dünyasına tarafsız bakması, iç alemini sessizce izlemesi ve kim olduğunu idrak etmesi için, yaşamın karmaşasından ve gürültüsünden kurtulup birkaç dakikalığına gerçek sorular sorup cevap beklemesi için lotus ( nilüfer çiçeği) pozisyonunda öylece, beklentisiz kaygısız durmasıdır. Meditasyon bir şey yapmadan durmayı gerektirir. İnsanların çoğu meditasyon yapmak kavramını kullanır ama meditasyon, yapılacak bir iş – uygulama değildir. O hiçbir şey yapmamaktır. Evet, net olarak meditasyon, hiçbir şey yapmadan durmaktır. Yani bu kadar basit mi? Diye düşünebilirsiniz sevgili okurlar.

Cevap, hem evet hem hayırdır. Bir kişi nasıl hiçbir şey yapmadan- hayata katılmadan, dedikodu yapmadan, gürültü çıkarmadan, hareket etmeden onlarca dakika- öylece durup donabilir ki? Hem bunu neden yapsın? Mantıklı bir açıklaması yok. Evet meditasyon yapmak durmayı ve donmayı gerektirir. Bunu herkes yapamaz ve zaten herkesin yapması da istenmez. Sadece kim olduğunu bilmek isteyen, kalıplardan uzaklaşmak isteyen, yukarılarda bir yerlerde bir şeyler döndüğünü hissedenler durabilir ve kendini izlemeye dayanabilir. Durmak sadece bedeni değil, zihni de durdurmayı gerektirir.

 

Zihni Neden Durduralım?

 

Zihin bizim düşmanımız değil, o bizim için kullanışlı bir araçtır, ne zaman ki bu araç, bizi yönetmeye başlar, işte o zaman bizim hayatımızı kontrol altına alır. Bizi, hayatın tadını almaktan alıkoyar ve hesaplara boğar. Zihin insanın öz beni ile yaratıcı arasındaki kalın bir perdedir. O perdeyi aralamadan, zihnin üzerine çıkmadan üst boyutlara çıkmak mümkün olmaz.

Zihin sadece mantık ve hesaplar için yararlıdır. Zihin alanı içinde çok iyi mantıksal çıkarımlar, hesaplar yapabilir, çok paralar kazanabiliriz. Ama bunların hepsinin geçici olduğunu, aslında bir oyuna kurban gittiğimizi fısıldayan bir ses var. Zihin bu sesi susturmak ister. Onu durduramayanlar, o sesin kaynağına ulaşamazlar. Pekiyi ama o sese neden ihtiyacımız var? Sorunun cevabı olgunlaşmak, anlayış geliştirmek, korkulardan sıyrılmak, ölümü hayatta iken deneyimlemek…

Böylece o geldiğinde sükûnet ve şükran duyguları ile ölümü karşılayabilme olgunluğunu gösterebilmeyi öğrenmek… Çünkü zihnin yazılımda, ölüm tanımlı değildir. Bu kavram hatırlanmak istenmez. O korkutucudur ve ertelenmesi gereken, şimdi lazım olmayan bir olgudur. İsterseniz deneyin ve ölümü düşünmeye çalışın. En geç 1 dakika içinde düşünceler kayacak ve sizi alakasız yerlere götürecek, mesela bir You Tube videosuna gidecek, daha eğlenceli bir hatıraya, veya gelecekteki bir başarınıza…

Ama ölüm düşüncesi yok olma düşüncesi, karanlık ve bilinemezliğe götüren bu gerçeklik zihin için tanımsızdır. Üzerinde durulamaz. Zihin bu düşünce üzerinde tutulursa error verir. Zonklar, sizi rahatsız eder.

 

Zihni Nasıl Durdurabiliriz?

 

Zihnin aç/kapa düğmesi yoktur. Ama meditasyon ile tüm ruhunuz şimdiki zamana odaklanır. Zihnin var olmak istemediği tek zaman aralığı şimdidir. Esasında da tek gerçek zaman şimdidir. Çünkü şimdinin dışındaki bir zamanda hareket etme, olayları değiştirme gücümüz yok. Ama şimdiki zaman aralığında bir şeyler yapma gücümüz var. Ve şimdi dediğimiz “an” bilinmezden gelir, bize hareket etme/ yaşama imkanı verir ve beklemeden gider.

Birbirini izleyen “an” parçacıkları bir bütün olarak sürekliliği yaratırlar. Böylece biz bol bol zamanımız olduğunu sanırız. Oysa bir saniye öncesi ile bir saniye sonrası birbirinden tamamen bağımsız “an”lardır. Bunlar bitişik gelip giderler ve biz bunları sürekli sanırız. Oysa şimdiki saniye, geçmiş saniye ve gelecek olan saniye tamamen ayrı zaman parçalarıdır. Bir saniye önce yaşayan bir adam, diğer saniyede ölü olabilir. O nedenle süreklilik bizleri hep yanıltır.

Mutlu anlarımız sonsuza kadar sürsün isteriz, sevdiklerimiz sonsuza kadar yaşasın isteriz. Zamandaki bu yanılgı dolu akış, bizi her zaman yanıltır ve hayal kırıklığına uğratır. İşte meditasyon, her “an” parçacığının diğerlerinden bağımsız olduğunu idrak etmemizi sağlar. Bize şimdiki anı doya doya yaşamamızı öğretir, gelecek olan “an”ın yeni sürprizler taşıdığı idrakini verirken, buna hazırlıklı olmamızı da öğretir. Hiçbir “an”a takılı kalmamamız gerektiğini meditasyon ile idrak edebiliriz.

Zihin şimdiki, yani tek gerçek zaman olan “şimdiki anı” hemen atlamak ister. Çünkü o en özgür olduğumuz, plansız ve güvensiz, maceraya açık olan ve güvenlik açığı olan tehlikeli bir zaman aralığıdır. Zihin, kendini bu zaman parçasında iken emniyette hissetmez. O yüzden meditasyon yapmak yani durmak, donmak şimdide kalabilmek, zordur. Ama eğer biz meditasyon anlarında, şimdiki anda kalabilirsek, zihin durur, kendini kapatır. İçimizde, saf bir sükûnet ve huzur patlaması yaşanır. Zihin karmaşasını da alıp geri çekilmiştir. Artık öz varlığımızla aramızda hiçbir engel kalmaz.

 

Anda Kalabilmek

 

Meditasyon bize anda kalabilmeyi öğretir. Anda kalabilmek, yaşamın nabzını canlı olarak ve bilinçli olarak tutabilmek demektir. Bir antilop nasıl her an tetikte ise, meditasyon yapan kişi de hayata karşı öyle tetikte olmaya başlar. Anda kalabilen kişi, hayatta kalabilen kişidir. Diğerleri anılarda ya da olmayan gelecekte yaşarlar. Anılara karışamayız, onları değiştirme gücümüz yok. Ama zihin bizi kandırarak, geçmişe dönük hataları düzeltir, senaryolar hazırlar bizi rahatlatır.

Gelecek korkularımızı yok etmek için yine bizi kandırır. Oysa bir saniye, bir dakika, bir gün, bir ay sonrasını bilebilme gücümüz yok. Öyle olsaydı herkes Loto milyarderi olurdu.
Güzel günler olacağını sanki garantiler gibi, umut verici kurgular tasarlar zihin. Hoşumuza giden görüntüler, zihnimizin içinde zihnimizin ekranında vizyona girer. Bunlar da hoşumuza gider, egomuz okşanır. Hayatımız, “keşke” ile “acak-ecek” arasında geçen yaşanmamış bir hayat olmaya başlar. Meditasyon, bizi bir tokat gibi çarpar ve bunların gerçek olmadığını hatırlatır. Bizi kendimize getirir.

 

Meditasyonun Sonuçları

 

Hiçbir şey yapmamanın sonuçları şu olur. Hayat zaten biz yokken de bilgece akıp gidiyordu, bizim ölmemizle bir sekteye uğramayacak. Yani biz evrendeki vazgeçilmez ve en özel kişiler değiliz. Uzaydan, biraz geniş açıdan bakıldığında, biz değil dünyamız ve tüm samanyolu galaksimiz, evrenin boyutlarına göre, okyanusta bir kum tanesi bile değil. Yani bu gün tüm samanyolu galaksisi yok olursa, evrene hiçbir şey olmaz.

Meditasyon bize bu idraki verir, kibirli ve bencil davranışlarımızı siler süpürür. Yeryüzünün şımarık evlatları olma rolünü bırakmamızı telkin eder. Ayaklarımızın yere değmesini sağlar. Doğa, insana nefes alıp vermeyi kontrol etme iradesini bile vermemiştir. Göz kapaklarının yönetimi bile insanda değildir. İç organların işleyişinden ve bizim yönetimimizde olmayan mesaisinden hiç bahsetmeyelim.

Meditasyon bize hayatla beraber, ona karşı çıkmadan ahenkle akmayı öğretir. Başa gelen her şeyin bir değil milyonlarca hatta milyarlarca nedeni olduğunu idrak etmemizi sağlar. Evden işe giderken, soğuk uzaydaki güneş, atmosferimizdeki azot/oksijen molekülleri, yerçekimi kanunu, arabamızı sağ salim ulaştıran şoförün tek tek tüm atomları hücreleri ve organları, arabanın mekanik aksamını oluşturan atomlar hep gizli bir iş birliği içinde, bizim işe gitmemize yardımcı olurlar. Evet bunun gibi milyonlarca etken, bizim işe gitmemiz için iş birliği yapıyor. Ama idraki zayıf insan, “ben yaptım, ben gittim, ben ettim”diyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

googlenews
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM